wWw.pAyLaŞıM11.cOm

PAYLAŞ_PAYLAŞA_BİLİRSEN...
 
AnasayfaKapıSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Duyular

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
(YÖNETMEN)
(YÖNETMEN)
avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 384
Yaş : 23
Nerden : FeNerBahÇeden
Lakap : sErKaN11
PAYLAŞIM :
411 / 100411 / 100

REP\'İM :
341 / 100341 / 100

PUAN\'IM :
67 / 10067 / 100

TAKIM :
HAYVANIM :
BAYRAĞIM :
Kayıt tarihi : 03/06/08

MesajKonu: Duyular   Çarş. Haz. 04, 2008 8:36 am

Duyular dışı algılama yeteneği - DDA

Bazen hepimiz, bizi
sadece maddî yaşamla sınırlayan beş duyumuzun dışına taştığımızı fark
ederiz. Telefon çalar, kimin aradığını bilirsiniz, o gün ısrarla
anımsadığınız eski arkadaşınıza yolda rastlarsınız. İlk kez
karşılaştığınız bir yabancının, hayatınızda önemli bir yere sahip
olacağını algılarsınız. Yakınlarınızla ilgili çeşitli haberci rüyalar
görür, hatta onların geleceklerine ait sezgilerin sahibi olabilirsiniz.
Bütün bunlar sizin duyular dışı algılama (DDA) yeteneğinizin olduğunu
gösterir. Hepimizin değişik bir şuur hâline açılan çeşitli pencereleri
vardır. Şuurumuzu, şimdiki farkındalığımızın ötelerine genişletme gücü,
tüm varlıkların içinde saklı şekilde mevcuttur. Bu güce “Psişik
Yetenek” ya da “Ruhsal Güç” adını veriyoruz.

Ruhsal Gücümüz hemen hemen her gün bizi sınırlayan beş duyumuzun dışına
taşmamıza neden olur ama “neden ve nasıl” sorularına yeterli cevap
veremediğimiz için bu potansiyel güç de, gizli bir hazine gibi
varlığımızın derinliklerinde saklı kalır. Ve yaşamda uygulama alanı
bulamaz. Dünya yaşamı hepimize sunulmuş çok büyük bir armağan ve
kendimizi geliştirmek için kullanılacak imkânlar dizisidir. Ruhsal
Güçlerin, ilham ve önsezilerin bize sağladığı en büyük fayda, yaşamı
sadece biyolojik bir varoluş biçiminden kurtarmaktır. Her şeyin ardında
asıl sebebi saklıdır. Görünenin ardındaki görünmeyeni görünür kılmak ve
onun nimetlerinden yararlanmak bizim doğuştan hakkımızdır.

YAŞANMIŞ ALTINCI HİS ÖYKÜSÜ: Kedim Nicky

Ben üç yaşlarında olduğum yıllardan itibaren evimizin çevresinde dolanan bir kedi vardı. Bu öykü onunla ilgili.
Nicky adlı bu tekir kedi bana hep çok yakın olmuştu. Birkaç yıl benimle
birlikte olan Nicky, tam bir tekirdi; sağlam karakterli ve güçlü daima
şefkatli ama nefret ettiği iki şeye de tepkili:yağmur ve sığırlar. Her
neyse, bir gün Nicky hastalandı. Kedilerin ara sıra yakalandığı
virüslerden daha ciddi bir sorunu yok gibiydi. İyileşiyor gibi olup
tekrar yemek yemeğe başlıyor, hatta mırlıyordu. Böyle düşündüğüm için,
erkek kardeşimle tatile gitmemin bir sakıncası olmayacağına karar
verdim. Annemle babam kediye bakmak için evde kalacaklardı. Evden
yaklaşık 150 mil uzakta, Cheltenham kasabasında bir otelde birkaç
günlüğüne rezervasyon yaptırdık. Tatil iyi gitti; yürüyüş yaptık ve
görmeye değer yerleri gezip gördük. Nicky’i çok az düşünmeme rağmen
kısmen endişeliydim; çünkü söylediğim gibi, sanki iyileşiyormuş gibiydi.
Tatilimizin son gecesi, o yöreye ait yerel biralardan birkaç kupa
içtikten sonra yatağa gittim fakat hiçbir şekilde sarhoş değildim. Çok
derin uyudum ancak, sabah 6:00 civarında aniden uyandım. Adeta birisi
kulağıma şu sözcükleri haykırdı: ‘Ah Nicky!’ Kendimi gülünç, üzgün,
rahatsız ve huzursuz hissettim. Kardeşimi uyandıramadım, bir saat kadar
oturdum sonra tekrar uyumaya karar verdim. Kahvaltıdan sonra otobüsle
eve geri döndük. Hala kardeşime bir şey anlatmamıştım onu üzmek
istemedim çünkü evde telefon yoktu.

Eve geldiğimizde kapıda babamla karşılaştık.Bize sabahın erken
saatlerinde Nicky öldüğü için annemin üzgün olduğunu söyledi.Tüm hafta
iyileştiğini zannetmiştik. Yanında beklemekten vazgeçen annemle babam
oturma odasına geçtiğinde Nicky, sanki yavrularının olduğu kulübeye
gitmek için kalkmış ve yolda yığılıp kalmış ve kalp krizinden ölmüş.
Onu ilk gören annemmiş ve ‘An Nicky, sahibin buna çok üzülecek!’ diye
haykırmış. Olay bu sabah saat 6:00’da olmuş.

İşte öykümü öğrendiniz! Biliyorum. Hayalet öyküsü gibi değil ama sizce
de olağanüstü değil mi? Ya da bu annemle benim aramda bir çeşit psişik
bağ veya altıncı his! Emin değilim.

_________________



BEN SANA MECBURUM

Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum.

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun.

......
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://paylasim11.yetkin-forum.com
 
Duyular
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
wWw.pAyLaŞıM11.cOm :: Kültür ve Sanat Dünyası :: Metafizik - Bilimkurgu - Mitoloji-
Buraya geçin: